"have to" ve "had to"
have to başkalarından yani dış etmenlerden kaynaklanan zorunlulukları ifade etmekte kullanır. Örneğin:
The students have to wear uniforms. (Öğrenciler üniforma giymek zorunda.)
The workers have to send a report to their manager every week. (Çalışanlar her hafta müdürlerine rapor göndermek zorundalar.)
She has to work. (Çalışmak zorunda.)
Artık geçmişte kalmış bir zorunluluktan bahsederken dehave to / has to yerinehad to kullanırız.
He had to work overtime yesterday. (Dün fazla mesai yapmak zorunda kaldı.)
We had to wake up very early this morning because our bus was at 7 am. (Bu sabah çok erken kalkmak zorundaydık çünkü otobüsümüz sabah 7'deydi.)
