-sıfat + edatanlamörnek cümle
1.afraid ofkorkmakShe is afraid of failure. - Başarısızlıktan korkuyor.
2.angry aboutbir şeye kızgın olmakWe are angry about the injustice. - Haksızlığa kızgınız.
3.angry atbirisine kızgın olmakThe public is angry at the politicians. - Halk politikacılara kızgın.
4.aware offarkında olmak, dikkat etmekAre you aware of the danger? - Tehlikenin farkında mısın?
5.bad atbir şeyde kötü olmakI'm bad at football. - Futbol'da kötüyüm.
6.bad forbir için kötü olmakSmoking is bad for health. - Sigara sağlığa zararlıdır.
7.bored withbir şeyden sıkılmakI am bored with stupid TV programs. - Aptal televizyon programlarından sıkıldım.
8.busy withbir şeyle meşgul olmakShe is busy with the reports. - Raporlarla meşgul.
9.careful aboutbir şeye dikkat etmekBe careful about the wet roads. - Islak yollara dikkat et.
10.careful withbir şeyle dikkatli olmakShe was careful with the knife. - Bıçakla dikkatliydi.
11.crazy aboutbir şeyi deli gibi sevmekShe is crazy about the baby dolls.
12.curious aboutmeraklı olmakI am curious about the result of election. - Seçimin sonucunu merak ediyorum.
13.different fromfarklı olmakThis girl is different form the others. - Bu kız diğerlerinden farklı.
14.disappointed withhayal kırıklığına uğramakThe students were dissappointed with the results. - Öğrenciler sonuçlardan hayal kırıklığına uğradı.
15.disappointed athayal kırıklığına uğramak (biri yüzünden)His parents were disappointed at Ali. - Ailesi Ali'den hayal kırıklığına uğradı.
16.familiar withtanıdık, aşina olmakI am not familiar with Southeast Anatolia's traditions. - Güneydoğu Anadolu'nun geleneklerine aşina değilim.
17.famous forbir şeyle ünlü olmakWhat is Turkey famous for? - Türkiye ne ile ünlü?
18.fond ofdüşkün olmakAll parents are fond of their children. - Bütün anne-babalar çocuklarına düşkündür.
19.full ofbir şeyle dolu olmakThis city is full of good people. - Bu şehir iyi insanlarla dolu.
20.good atbir şeyde iyi olmakI am good at singing. - Şarkı söylemede iyiyim.
21.happy forbirisi için mutlu olmakShe got married, I am very happy for her. - Evlendi, onun için çok mutluyum.
22.happy withbir şeyle / birisiyle mutlu olmakShe is happy with her children. - Çocuklarıyla mutlu.
23.ill withhasta olmakMichael Jackson was ill with skin. - Michael Jackson'ın deri hastalığı vardı.
24.interested inbir şeyle ilgilenmek, ilgili olmakMy sister is interested in photography. - Kardeşim fotoğrafla ilgileniyor.
25.keen onbir şeye istekli olmakThe children are always keen on playing games. - Çocuklar her zaman oyun oynamaya isteklidir.
26.known forbir şeyle tanınmış, ünlüThis restaurant is known for its friendly atmosphere. - Bu restoran samimi ortamıyla ünlüdür.
27.late forbir şeye / yere geç kalmakI must hurry up. I'm late for work. - Acele etmeliyim, işe geç kaldım.
28.married tobirisiyle evli olmakShe is married to the manager. - Müdürle evli.
29.nice tobirisine karşı iyi olmak / iyi davranmakYou should be nice to the old people. - Yaşlı insanlara karşı iyi olman gerekir.
30.opposed tobir şeye karşı olmakShe is opposed to religious education in schools. - Okullarda dini eğitime karşı.
31.polite tobirisine karşı kibar olmakWas she polite to you? - Sana karşı kibar mıydı?
32.prepared forbir şeye hazır olmakWe are prepared for the worst. - En kötüsüne hazırız.
33.proud ofbirisiyle /bir şeyle gurur duymakI am proud of my wife. - Eşimle gurur duyuyorum.
34.ready forbir şey için hazır olmakAre you ready for the earthquake? - Depreme hazır mısın?
35.responsible forbir şeyden sorumlu olmakHe is responsible for the sales department. - Satış departmanından sorumlu.
36.shocked by / atbir şeyden şaşkına dönmek, sarsılmakI was deeply shocked by my father's death. - Babamın ölümüyle derinden sarsıldım.
37.similar tobir şeye benzer olmakThis tower is similar to Eiffel tower.
38.sorry aboutbirisiyle / bir şeyle ilgili üzgün olmakI'm sorry about my rude behaviour. - Kaba davranışımdan dolayı üzgünüm.
39.sutible forbirisi / bir şey için uygun olmakThe film isn't suitable for the children. - Film çocuklar için uygun değil.
40.useful forbir şeye yararlı olmakSome fruits and vegetables are very useful for cancer. - Bazı meyve ve sebzeler kansere çok yararlı.
41.used tobirisine / bir şeye alışkın olmakWe are used to tourists here. - Burada turistlere alışkınız.
42.worried aboutbirisiyle / bir şeyle ilgili endişeli olmakI was worried about you, why didn't you called? - Senin için endişelendim, neden armadın?