attack

1. atak, girişme; çatma, hamle, hücum, koyulma, saldırı

  • dil uzatma; tutulma
  • yakalanma; nöbet; kriz

2. eleştirmek, girişmek, hücum etmek, koyulmak, saldırmak, uğraşmak

  • hamle yapmak; tecavüz etmek; çatmak
  • taarruz etmek; tutulmak
  • yakalanmak; aşındırmak; dil uzatmak

3. bombalamak, sıkıştırmak, yağmuruna tutmak

  • bombardıman etmek; topa tutmak

4. (f.), basmak, saldırmak, tutulma, vurmak

  • aleyhinde söylemek; işe koyulmak; tutmak
  • tecavüz etmek; laf atmak
  • (i.) hücum etmek
  • nöbet; birbirinin aleyhinde söyleme; işe koyulma; (müz.) bir notaya başlama tarzı.
  • hücum; (tıb.) yakalanma
  • isabet etmek; (i.) saldırı

5. saldırmak

  • bir kişiye ya da bir şeye zarar verici davranışta bulunmak