Bond
1. bağ, bono, ilişki, pranga, senet, tahvil, tutkal, yapışma, yapıştırıcı, zincir
- harç ile duvar örme
2. birleştirmek, özel bir ilişki kurmak
3. (i.), rabıta; ip, senet, serflik
- tahvilat; gümrüğü ödenmemiş malların hükümette muhafaza edilme durumu; kefalet; örgü (duvar); (f.) kefalete raptetmek; ipotek etmek; duvar örmek. bondage (i.) kölelik
- esaret. bondholder (i.) tahvilat hamili bondmaid (i.) kadın köle
- (f.) bağ irtibat
- zincir; fertleri bir grup halinde bir araya getiren ilişki; yapışıklık; yapıştırıcı madde; mukaveler bono
- cariye. bondman (i.) erkek köle; toprağa bağlı köylü. bond paper iyi cins mektupluk kağıt. bondservant (i.) köle. bondslave (i.) köle
- tahvilat. bonded goods gümrükte muhafaza altına alınmış eşya. bonded warehouse gümrük antreposu.
- halayık. bonded debt rehinli tahvil
- cariye. bondsman (i.) kefalet veren kimse. bondwoman (i.) cariye
