carry

1. menzil

  • golfte topun vurulmadan önceki gidişi
  • karadan yapılan kayık taşımacılığı

2. başarı kazanmak, çakmak, çekmek; bulundurmak, elde etmek, geçirmek, getirmek, götürmek, kaldırmak, menzili olmak, nakletmek, sağlamak, satışa sunmak, sevketmek, taşımak, taşıyıcılık yapmak, yayımlamak

3.

  • yeni devre nakletmek. carry off kapıp götürmek
  • meftun kılmak. carry coals to Newcastle Mısıra pirinç götürmek. carry conviction inandırıcı vasıfta olmak. carry forward ilerletmek; (hesabı) yeni sayfaya nakletmek
  • (f.) taşımak; nakletmek; götürmek; çekmek; sürüklemek; -e hamile olmak; desteğini kazanmak; zaptetmek; satışa arzetmek; elde etmek; devam ettirmek; (mat.) geçirmek; menzili olmak; (mecliste) kabul edilmek; taşıyıcı vazifesi görmek; atıcı veya fırlatıcı kuvveti olmak (top) ; uzaktan duyulabilir olmak (ses) ; (başını) dik tutmak. carry a motion bir teklifi onaylamak. carry away asker olmak; silah ta
  • kaçırmak; öIümüne sebep olmak; başarmak; cesurca karşılamak; kazanmak (ödül) carry on devam etmek
  • sonuçlandırmak. carry weight ağır basmak. carrying charge taksitli satışlarda ödenen faiz.
  • idare etmek; flört etmek. carry out başarmak; tamamlamak; icra etmek. carry over aktarmak; tehir etmek. carry the day yenmek. carry three (mat.) elde var üç (toplama ve çarpmada) carry through bitirmek
  • devam ettirmek; deli gibi davranmak; ile meşgul olmak

4. taşımak