change

1. (argo) yürümek, (f.) kamyon, (i.), alışveriş yapmak, borsa:telefon santralı, bozmak, değişme, değiştirilebilir., değiştirmek, gitmek. (f.), iş yapmak, kamyonla taşımak, karşılıklı bahsetmek, mübadele etmek, sarraf, takas etmek, trampa etmek, yer değişmek, yolculuk etmek

  • değiş tokuş etmek
  • çevirmek; hafifletmek; evle iş arasını trenle gidip gelmek
  • karşılıklı alıp vermek
  • takas etmek; almak; çevirmek
  • bozdurmak; karşılıklı olarak yapmak
  • karanlık işler yapmak
  • mal ile ödemek
  • borsacı. exchange rate kambiyo kuru
  • döviz kuru; değişim oranı. exchange value mübadele kıymeti. bill of exchange poliçe
  • merkez. exchange broker borsa simsarı
  • (i.) değiş mübadele
  • trampa; yerini alma; kambiyo
  • tahvil. commercial exchange ticaret borsası foreign exchange döviz. produce exchange zahire borsası. stock exchange borsa
  • birbirinin yerini almak. exchangeable (s.) mübadele edilebilir
  • trampa etmek. exchange positions yer değiştirmek
  • esham ve tahvilat borsası. (f.) mübadele etmek
  • trampa etmek takas etmek; (i.) mübadele
  • (i.) mübadele etmek
  • yük arabası; domuz arabası; iki tekerlekli el arabası; ağır yük vagonu; (İng.) tablalı yük vagonu; tekerlekli çerçeve; (f.) el arabası veya kamyon ile yük taşımak; kamyon kullanmak; (A.B.D.)
  • pılı pırtı: önemsiz şeyler; (A.B.D.) bostanda yetiştirilen meyva ve sebze; (k. dili) ilişki. truck farm bostan. truck farming bostancılık.
  • trampa; (k. dili) süprüntü
  • değiş tokuş takas

2. borsa [brit.], bozuk para, değişiklik, değişim, demir para, para üstü, üstü, yenilik

3. gizlemek, kılık değiştirmek, kimliğini gizlemek, saklamak

4. (f.) değiştirmek, değişiklik, değişme, tahavvül

  • üstünü değişmek. change color yüzü kızarmak; yüzü solmak.change front (ask.) taarruz yönünü değiştirmek. change hands sahip değiştirmek. (i.) değişim
  • değişikliğe uğramak; elbiselerini değışmek
  • tahvil etmek; aktarma yapmak (tren vb); para bozdurmak; para değiştirmek; yatak takımlarını değiştirmek; değişmek
  • dönüşme; sapma; yenilik; bir şeyin diğerinin yerini alması; bozukluk
  • menopoz. change of venue (huk.) bir davanın başka bir yerdeki mahkemeye nakli. change purse bozuk para çantası. ring the changes çanları çalmak; aynı konuyu değişik yollardan bıktırıncaya kadar anlatmak.
  • paranın üstü; aktarma; (müz.) çanlarla çalınan bir parçanın perde değişiklikleri. change of address adres değişikliği. change of air hava değişimi. change of life adet kesilmesi