confuse
1. afallatmak, hayret ettirmek, şaşırtmak
2. hayret ettirmek, kafa karıştırmak, şaşırtmak
3. mahçup etmek, utandırmak
- sıkıntı vermek; engellemek; para sıkıntısı çekmek
4. abartmak, acemice yapmak, ağız yapmak, ayak diremek, ayaklarını sürümek, az pişirmek, becerememek, beceriksizce yapmak, berbat etmek, berbet etmek, bozmak, buruşturmak, dağıtmak, dağıtmak (saç), doğramak, et kıymak, farkedememek, geçiştirmek, gerekeni yapmamak, gevelemek, hımlamak, kabartmak, kaçırmak, kafasını karıştırmak, kağıtları karmak, karıştırmak, karmakarışık etmek, kaytarmak, kıpırdanmak, kırıştırmak, kusur bulmak, mızmızlanmak, pisletmek, sakınmak, şaşırtmak, sözü değiştirmek, sürtünerek gitmek, taklidini yapmak, uydurmak, yamalamak, yerinde duramamak, yetersiz yapmak
- yüzüne gözüne bulaştırmak
- acemice iş yapmak
- karman çorman etmek
- kafa karıştırmak; ayırt edememek; serseme çevirmek; afallatmak
- uçağı yan rüzgara yönlendirmek
- söyleyeceği sözü unutmak
- baştan savma yapmak
- uyduruk kaydırık yapmak
- yarım yamalak yapmak
- karıştırıp tekrar pişirmek
- kem küm etmek
- mırın kırın etmek
- elden ele dolaştırmak
5. (f.) karıştırmak, bozulma, düzensizlik; mahcubiyet., karışıklık, yanıltmak; utandırmak, zihnini karıştırmak
- mahcupetmek. confusion (i.) şaşkınlık
- karmakarışık etmek ; ayırt edememek; şaşırtmak
