dare

1. cüret etmek

  • cesaret etmek; kalkışmak; riske girmek; kafa tutmak (Argo); meydan okumak

2. (f.), (s.) cüret, cesaret, cüret etmek, yiğit.

  • haddinden fazla cesur kimse
  • kalkışmak; meydan okumak; (i.) meydan okuma. daredevil (i.) gözüpek kimse
  • (i.) cesaret etmek
  • yılmayan adam. Does he dare do it ? O işi yapmaya cesareti var mı ? (I.) dare you. (ç) dili Haydi yap bakalım. (I.) dare say. Zannedersem. Tahmin ederim. (I.) double dare you. (ç)dili Yap da görelim. Sen yap ben de yaparım. take a dare başka bir kimsenin meydan okumasına karşı koymak. daring (i.)
  • yiğitlik; (s.) cüretkar