drag

1. tarak, tırmık, trol

  • kızak; engel; direnç; ağır hareket; el arabası
  • atlı araba; zahmetli şey; sıkıcı tip; aptal
  • geri zekalı tip; etki; bir nefes; koku (av); kadın elbisesi (eşcinsel erkeğin giydiği)

2. çekmek, sürüklemek

3. (f.) (ged, (k.dili), çekmek; taramak, ging) sürüklemek, sürümek

  • konuya dahil etmek. drag on sürmek
  • devam edip gitmek. drag one'(s.) feet (A.B.D) (k.dili) kasıtlı olarak yavaş hareket etmek veya çalışmak. drag out uzatmak
  • sürünmek; geride kalmak. drag an anchor (den.) demir taramak. drag in (konu ile ilgili olmayan bir sözu) lafın arasına sokmak
  • tesviye etmek (toprak); (den.) suyun dibini çengel veya ağ ile taramak
  • yoklamak; taş yontmak; sürüklenmek
  • (oto.) kısa mesafeli araba yarışı. drag strip (A.B.D)
  • (oto.) kısa mesafeli araba yarışlarına elverişli yer.
  • (slang) piston. dragnet (i.) bir şey bulmak veya yakalamak için suyun dibinde ya da tarlada gezdirilen ağ; suçluyu yakalamada uygulanan plan veya sistem. drag rope (i.) bir şeyi çekmek için kullanılan ip. drag race (A.B.D) (k.dili)
  • uzamak. (i.) sürükleme; sürüklenen şey ağır hareket; tarla tırmığı; (den.) suyun dibini taramaya mahsus çengel veya ağ takımı; engel
  • mani; havanın aerodinamik direnci; rüzgarın geri itme kuvveti; (sig.)arada) bir nefes; (k.dili) sıkıcı kimse veya şey; (argo)