indicate
1. belirtmek, bildirmek, göstermek, işaret etmek
2. buhranlı nokta, göstermek, hedef, imlemek, isabetli., maksat
- dolaylı olarak belirtmek; (tıb.) hastadaki belirtileriyle
- (f.) işaret etmek
- hastalığın cinsini veya ilacını göstermek; kısaca tanımlamak. indicated horse power bir makinanın belirtilmiş olan beygir gücü.
- puvan;(den.) pusula taksimatından biri
- kerte;(mat.)tam sayı ile kesri ayırmak için aralarınakonan nokta;(matb.) punto;borsalarda esas tutulan birim
- puvan;ferma (köpek)point of honor şeref meselisi. point of intersection (geom.)kesişme noktası.point of no return dönüşü olmayan nokta.point of order içtüzüğe uygunluk konusu.point of wiev görüş noktası.at the point tam o zaman.at the point of death ölüm halinde.beside point konu dışında.boiling point katnama noktası.carry one'(s.) point gayesine ulaşmak
- bir sözün altında yatan maksat;belirli yer özel bir durum;buhranlı an;birşeyin tam zamanı;kaneviçe;derece (ısı);bazı oyunlarda sayı
- göstermek;yöneltmek;hedefe nişan almak;duvar taşları arasını çimento ve harç ile doldurmak;ucunu sivriltmek;hareketsiz durup avın yerini göstermek(av köpeği)
- ferma etmek.point at parmakla işaret etmek; tüfeğin namlusunu hedefe çevirmek.point a gun tüfekle nişan almak. point a moral ahlak dersi çıkarmak. point off büyük rakamları virgülle hanelere ayırmak. point out belirtmek. point to yönelmek.point up (A.B.D.) etkisini artırmak. point system (matb.) punto sistemi;körler için çıkıntılı noktaları olan alfabe sistemi;okullarda kredi sistemi. (i.) sivri u
- burun denize uzanan burun;nokta;sivri uçlu şey;noktalama işareti;fonetik alfabediki işaret;gaye
- istediğimi elde etmek.come to the point saadede gelmek.critical point nazik nokta
- özenmek. melting point erime noktası.on the point of going gitmek üzere. Possession is nine points of the law. (huk.)Zilyetlik mülkiyet hakkının en büyük delilidir. stretch a point müsamaha etmek
- göz yummak. to the point yerinde
- yerinde. in point of bakımından. in point of fact hakikaten. make a point of bilhassa itina etmek
- tehlikeli hal veya devre.freezing point donma derecesi
- donma noktası. his strong point onun kuvvetli tarafı. in point isabetli
3. akıllıca açıklanmış, güzel açıklanmış
