leave
1. bırakmak, terketmek, vazgeçmek
2. (f.), işine karışmamak, kafaya takmamak, karışmamak, müsaade, oluruna bırakmak, ortada bırakmak, rahat bırakmak, ruhsat, yalnız bırakmak, yüzüstü bırakmak
- kendi haline bırakmak
- hizmetinden ayrılmak; haline bırakmak
- tevdi etmek; yanından çıkmak
- bırakmak. leave out atlamak
- yalnız bırak (mak.); (h. dili) müsaade etmek. leave in the lurch müşkül mevkide bırakmak. Leave it alone. Elleme. Bırak. leave off giymemek; takmamak; vaz geçmek
- yapraklanmak. (f.) (Ieft) bırakmak
- (gen.) out ile yaprak sürmek
- miras olarak blrakmak; vaz geçmek; havale etmek
- terketmek; kalkmak; bir yerde bırakmak; vasiyet etmek
- veda. by your leave müsaadenizle. on leave izinli. take French leave izinsiz savuşmak
- mezuniyet. leavetaking (i.) ayrılma
- veda etmek. take leave of one'(s.) senses delirmek.
- özellikle borcunu vermeden sıvışmak. take leave ayrılmak
- ertelemek. Leave the house! Defol ! Two from ten leaves eight. Ondan iki çıkarsa sekiz kalır. The train leaves at four o'clock Tren saat dörtte kalkar. (i.) izin
- hariç bırakmak. leave over tehir etmek
- ayrılma. leave of absence izin
- mezuniyet: izin müddeti; veda
3. izin, müsaade, ruhsat; veda
4. ayrılmak, bırakmak, caymak
- terketmek; yola çıkmak; kalkmak; kalmak; unutmak (eşya); vazgeçmek
5. defol git!, defol!
6. veda
- kibarca ayrılma eylemi
7. müsaade
- birşey yapmak için izin
