mind

1. akıl, düşünce, fikir

2. aldırış etmek, aldırmak, dikkat etmek, dikkatli olmak, endişelenmek, itaat etmek, kafaya takmak, karşı çıkmak, kulak vermek, önemsemek

3. (f.) bakmak, arzu, dimağ, düşünce; zeka, eskiden beri., idrak; istek, kafa; hatır, murat, zihin

  • müsaade ederseniz. Never mind Zarar yok. (i.) akıl
  • sakın düşme. if you dont mind bir mahzuru yoksa
  • hafıza kuvveti; fikir
  • deli etmek. call to mind hatırlamak
  • meram; şuur; üstün insan. mind'(s.) eye muhayyile. mind reading başkasının zihnindekini anlama. be of one mind hemfikir olmak. blow one'(s.) mind esrar etkisiyle kendinden geçmek; şaşkına çevirmek
  • endişe etmek; boyun eğmek
  • dikkat etmek; meşgul olmak; ehemmiyet vermek; kaygı çekmek
  • itaat etmek; saymak; dikkatli olmak; karşı çıkmak
  • dinle. Mind you do it Mutlaka yap. Mind your p'(s.) and q'(s.) Söz ve hareketlerine dikkat et. Mind your step Önüne (bak.)
  • itiraz etmek; mahzurlu görmek; (leh.) hatırlamak. Mind you Bak
  • ne istediğini bilmek... make up ones mind karar vermek. of unsound mind akli dengesi bozuk. on one'(s.) mind aklında out of one'(s.) mind deli
  • kaçık; unutulmuş. presence of mind tehlike zamanında işe yarayan çabuk düşünüş ve soğukkanlılık. set one'(s.) mind on çok arzu etmek
  • kafasına koymak. speak one'(s.) mind düşündüğünü açıkça söylemek. state of mind ruh durumu. time out of mind ötedenberi
  • hatırlatmak. change one'(s.) mind caymak
  • fikrini değiştirmek. give someone a piece of ones mind birini azarlamak. have a mind to niyet etmek
  • kurmak. have in mind hatırında olmak; niyetinde olmak. in his right mind aklı başında know one'(s.) own mind kendi fikrini bilmek