plenty
1. bereket, bolluk, çokluk
2. bol, çok, yeteri kadar
3. bol bol, çok (özellikle kızgınken), gayet, tamamen
4. (i.), (i.) şen, (İng.), (s.), (z.), (z.) bolluk, bereketli; (z.), fazlasıyle; (i.), güzel; (z.), kafi miktarda., mebzuliyet; (s.), yetecek kadar, ziyadesiyle
- (k. dili) pek çok
- (k. dili) hoş
- neşeli; neşe verici; (İng.)
- alay etmek; takılmak.
- (argo) denizci. jolly boat (den.) geminin her işe mahsus kıç filikası. Jolly Roger üzerinde çapraz iki kemikle kafatası bulunan korsan bayrağı. He jolly well had to. (İng.) Pekala işi yapmaya mecbur oldu. İster istemez yaptı. (f.) gönlünü yapmak tatlı sözle kandırmak; neşelendirmek; eğlenmek
- (argo) eğlenti; (İng.)
- (k. dili) bol bol
