reason
1. (i.) akıllılık, akıl sağlığı, aklıselimlik, bütünlük, makul düşünüş., mantıklı olma, ruh sağlığı, sakinlik
- aklı başında olma
2. bulmak, çözmek, düşünmek, düşünüp taşınmak, etraflıca düşünmek, görüşmek, kanıtlamaya çalışmak, konuşmak, kuşatmak, mantıklı davranmak, muhakeme etmek, sonuç çıkarmak, sonuca varmak, usavurmak, uslamlamak
- kuşatma altına almak
- ikna etmeye çalışmak
3. gerekçe, neden, sebep
4. (i.) sebep, anlayış, fikir, idrak, illet; delil, inandırmak., insaf, neden, tanıt; akıl, uslamlamak
- sebebiyle. in all reason mantıki olarak
- adalet. bring to reason aklını başına getirmek. by reason of nedeniyle
- aklıselim; mantık; hak
- hakkıyle düşünülürse. It stands to reason. Galiba öyledir. with reason haklı olarak. (f.) usa vurmak
- müzakere etmek. reason out sonucunu bulmak. reason with ikna etmek
- anlamak; münakaşa etmek
- muhakeme etmek; sonuç çıkarmak
5. sebep
