spring
1. ağzından kaçırmak, birden çıkmak, birden söylemek, bükmek, bükülmek, çarparak kapamak, çarpmak, çatırdamak, çatlamak, çıkışmak, çıkmak, çıtlatmak, doğmak, düşünmeden söylemek, eğilmek, eğmek, esnemek, fırlamak, hapisten çıkarmak, havada kapmak, ikram etmek, infilak etmek, ısırmak, ısırmaya çalışmak, kaynaklanmak, kırılmak, kırmak, koparmak, kopmak, ödemek, ortaya çıkmak, patlamak, şaklamak, şaklatmak, semirtmek, sıçramak, şıklatmak, şişmanlatmak, sökmek (şafak), söyleyivermek, tahliye ettirmek, terslemek, tombullaşmak, yaylanmak, yumurtlamak
- pat diye söylemek
- pat diye oturmak
- küt diye düşmek
- küt diye bırakmak
- şipşak fotoğraf çekmek
- içindekilerle satın almak
- yay gibi fırlamak
2. bahar, çatlak, çatlama, eğilme, esneklik, esneme, fırlama, ilkbahar, kaynak, kemerli kubbe, köken, memba, pınar, sıçrama, yay, yaylanma, zemberek
3. bahar
4. (i.) yay, bükülmek, çarpılmak; çıkmak, hasıl olmak, menşe; memba, sıçramak; eğilmek, sıçrayış
- kaynak pınar; (den.) seren veya kerestenin çatlağı veya eğrilmesi. spring balance yaylı terazi veya kantar. spring chicken piliç; (k. dili) taze
- (slang) piliç. spring fever ilkbahar yorgunluğu. spring mattress yaylı yatak. springtide ayda iki defa meydana gelen yüksek met; duygu veya etkinin en kuvvetli olduğu zaman. spring water memba suyu. springlike (s.) bahar gibi; yay gibi. (f.) (sprang veya sprung; sprung) yay gibi fırlamak; ileri atılmak
- sürmek; gelmek; neşet etmek
- zemberek; yaylanma; atlama
- fırlama veya sıçrama gücü veya yeteneği; geri tepme; atılış fırlayış
- hamle; ilkbahar bahar; başlangıç; kaynak
- zembereğine dokunup salıvermek; birdenbire meydana çıkarmak; zorlayıp sakatlamak
- çatlatmak; patlatmak; büküp yerine yerleştirmek; üstünden atlamak; (argo) kefaletle veya kaçırarak hapisten çıkarmak; (av kuşunu) ürkütüp kaçırmak. spring a leak su sızdırmaya başlamak; su etmeye başlamak (gemi) spring at üzerine saldırmak
- sıçramak. spring back geriye tepmek veya sıçramak. spring forth sürüp meydana çıkmak; ileriye atılmak. spring in içeri atılmak. spring out dışarı fırlamak. spring upon üstüne atılmak.
- zuhur etmek; sürpriz yapmak
- birden yapmak; (şiir) şafak sökmek
- başlamak (gün); yükselmek; (mim.) kemer halinde çıkmak; yayı boşalmak; fırlatmak
5. esneklik
- uzatıldığında tekrar eski haline dönebilen bir şeyin elastikliği
