state

1. alem, debdebe, devlet, durum, evre, eyalet, görkem, hal, konum, koşul, mevki, şart, tören

  • kitabın en güzel baskısı

2. bildirmek, ifade etmek, söylemek

3. devlet, devlete ait, eyalet, özel, resmi, tek kişilik

4. (s.) hal, belirtmek, durum, keyfiyet; debdebe, saptamak, tantana, vaziyet

  • (f.) ifade etmek
  • anlatmak; nakletmek; meramını anlatmak; muhabere etmek
  • haberleşmek; bulaştırmak; aralannda bağlantı olmak; bildirmek.
  • ihtişam; devlet; hükümet; eyalet; memleket; (s.) devlete ait; resmi; siyasi. state bank (A.B.D.) bir eyaletin müsaadesi altında çalışan banka; devlet bankası. state college eyalet üniversitesi. state'(s.) evidence (huk.) devlet lehine şahitlik; suçunu ikrar ederek kendi suç arkadaşları aleyhine sahadet eden kimse. turn state'(s.) evidence suçunu ikrar ederek devlet lehine şahitlik etmek. State Hou
  • sıkıyönetim. state of war harp hali state owned devlet malı. state prison siyasi mahkümlara mahsus hapishane; (A.B.D.) bir eyalete mahsus ağır ceza hapis hanesi. state socialism sosyalizm
  • beyan etmek; tayin etmek
  • tespit etmek. (i.)
  • debdebe ve ihtişamla. lie in state teşhir edilmek üzere açık tabut içinde yatmak (büyük bir zatın cenazesi) the States (k. dili) Amerika Birleşik Devletleri (ABD haricinde kullanılır)
  • devletçilik. state'(s.) rights eyaletin hakları. state trooper (A.B.D.) motorlu araçlarla devriye gezen jandarma .state university (A.B.D.) eyalet üniversitesi Department of State (A.B.D.) Dışişleri Bakanlığ.ı in state resmi olarak

5. durum