trick

1. hileli

2. aldatmaca, azizlik, çalım, dalavere, dümen, dümen nöbeti, el çabukluğu, fahişenin müşterisi, güzel kadın, hile, işin sırrı, kötü şaka, kurnazlık, marifet, muziplik, numara, oyun, püf noktası, üçkağıt, üçkağıtçılık

  • oyunda yerde toplanan kağıtlar

3. aldatmak, faka bastırmak, hile, kandırmak, oyun, oyun etmek, oyuna getirmek

4. (f.) hile, (i.), desise, dolap, hilekarlık., oyun, ustalık; hokkabazlık

  • hususiyet; (briç) bir devirde oynanılan kağıtlar; (den.) nöbet; (f.) aldatmak
  • el çabukluğu; adet; garip taraf; huy
  • şey tanlık; marifet
  • azizlik etmek. That'll do the trick. O işimizi görür. That child knows a trick or two! O çocuk ne kurnazdır! That cat has been up to her old tricks. O kedi yine marifetini göstermiş. trick'ery (i.) hile
  • hile yapmak. trick out veya up süslemek. bag of tricks bir sürü yalan ve düzen; eldeki imkanlar. play a trick on oyun oynamak

5. hile