will veam-is-are going to yardımcı fiillerinin her ikisiyle de gelecek zaman cümleleri kurabiliriz.
- Konuşma anında olayın gelişine göre söylediğimiz cümlelerwill yardımcı fiiliyle öncesinde bir planlama varsa, daha önceden o konu üzerine düşünülmüşse ya da olayın gidişinden kesin bir sonuç çıkarıyorsakgoing to yardımcı fiilini kullanırız.
- will, özneyle birleşerek kısalabilir. I’ll, you’ll, we’ll ...
- Olumsuzuwon’t tur.
Wait here, I’ll answer the phone. (Sen burada bekle ben telefona bakarım.)
Is his friend asking Murat? He’ll be at home around nine. (Arkadaşı, Murat’ı mı soruyor? 9 gibi evde olur.)
Don’t worry I’ll lend you money. (Merak etme, ben sana borç veririm.)
This film is your cup of tea. You’re going to love it. (Bu film tam sana göre. Bayılacaksın. [Sonuç neredeyse kesin.])
We cannot meet next week. We’re going to go to Paris. (Gelecek hafta buluşamayız. Paris’e gidiyoruz. [daha önce düşünülmüş])
Aşağıdaki boşlukları Türkçe karşılıklarını verecek şekilde doldurun. going to yardımcı fiilinin "gonna" şeklinde yapılan kısaltmasını kullanmayınız. will, am, is, are yardımcı fiillerinin öznelerle ve olumsuz yapılarda kısaltılmış şeklini kullanın. they'll, he's, we won't, you aren't ... gibi
| Türkçe | İngilizce |
| 1. Üzülme, bir yolunu buluruz. (find) | Don’t be upset, ?we’ll find |
| 2. Önümüzdeki yıl mutlaka İngilizce öğreneceğim. | ?I’m going to learn English |
| 3. Dikkat et, birisine çarpacaksın. (hit) | Watch out, ?you're going to hit |
| 4. Kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum. (tell) | I promise, ?I won’t tell |
| 5. Senin beni destekleyeceğini biliyorum. (support) | I know that ?you’ll support me |
| 6. Şimdi dışarı çıkamam ders çalışacağım. | I can’t go out now, ?I'm going to study |
| 7. Öğleden sonra toplantı yapacaklar bence müdürü hemen araman gerekir. (have) | They ?are going to have |
| 8. Sinemaya önümüzdeki hafta sonu gidelim mi? Bu haftasonu annemle burada olacak. | Shall we go to the cinema next weekend? This weekend ?my parents are going to be here |
| 9. Kız kardeşim çok kararlı, yurtdışında master yapacak. (do) | My sister is very determined; ?she's going to do |
| 10. Evim sahibim evden çıkmamı istiyor. Onu dava edeceğim, çoktan bir avukatla görüştüm. (sue) | My landlord wants me to leave the house; ?I'm going to sue him |
| 11. Temizleme, Ayşe halleder. (handle) | Don’t clean, ?Ayşe will handle |
| 12. Ev kiraları düşecek, piyasa iyi değil. (decrease) | The house rents ?are going to decrease |
| 13. Umarım beni anlarsın. (understand) | I hope, ?you’ll understand me |
| 14. Düğün tarihi belli olduğunda size haber veririz. (inform) | When the wedding date is certain ?we’ll inform you |
| 15. Vazgeçtim o arabayı almayacağım. (buy) | I gave up ?I’m not going to buy that car |
