How much do I owe you? ( sana ne kadar borcum var?)
Since we owe a lot IMF, we can't improve our economy. (IMF'ye çok borçlu olduğumuzdan dolayı ekonomimizi geliştiremiyoruz.)
You owe me an apology. ( Bana bir özür borcun var.)
This country owes Atatürk a lot.( Bu ülke Atatürk'e çok şey borçlu.)
Our flight was delayed owing to the bad weather. (Kötü hava yüzünden uçuşumuz gecikti.)
Owing to the fact that the manager hadn't come they cancelled the meeting.(Müdürün gelmemesi yüzünden toplantı iptal edildi.)
Örnekler
İngilizcede 'owe' fiili, birine para veya başka bir şey borçlu olmayı ifade etmek için kullanılır. Hem maddi hem de manevi borç durumlarında ve 'nedeniyle/yüzünden' anlamında kullanılabilecek türevleriyle karşımıza çıkar.
I owe my parents a lot for their endless support.Sürekli destekleri için aileme çok şey borçluyum.
He owes the bank a significant amount of money.Bankaya önemli miktarda para borcu var.
You owe it to yourself to pursue your dreams.Hayallerinin peşinden gitmek kendine borcundur.