Adverbs - Zarflar
Bu zarflar bütün bir cümleyi niteler ve konuşmacının yorumunu, düşüncesini ifade eder. Bu zarflar cümlenin başında, sonunda ya da ortasında bulunabilirler. Bu zarfların çoğu olasılık derecesini ifade eder.
actually (gerçekte) clearly (açıkça) indeed (aslında) evidently (apaçık ki) perhaps (bir ihtimal) obviously (belli ki) surely (muhakkak) probably (muhtemelen) of course (elbette) in fact (aslında) possibly (belki) maybe (belki)
definitely (kesinlikle) really (cidden) undoubtedly (kesin olarak) certainly (kesinlikle)
Bütün bir cümleyi niteleyebilen diğer zarflar:
admittedly (hiç kuşkusuz) luckily (çok şükür) unluckily (maalesef) seriously (ciddi olarak) frankly (samimi olarak) honestly (dürüst olarak) wrongly (yanlış) fortunately (çok şükür) personally ((z.) şahsen) naturally (doğal olarak) unfortunately (maalesef)
Examples:
Perhaps she is right. (Belki de o haklı.)
Unfortunately, he was very arrogant. (Ne yazık ki o çok kendini beğenmişti.)
The answer is, of course, no. (Cevap tabi ki hayır.)
Not surprisingly, they also liked the teacher. (Hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde, onlar da öğretmeni sevdiler.)
Surprisingly everybody agreed with the boss. (Şaşırtıcı bir biçimde herkes patronu haklı buldu)
Obviously they fooled us. (Belli ki bizi kandırdılar.)
Probably he won't come back. (Büyük ihitmalle geri gelmeyecek.)
That will surely make change. (Bu kesinlikle değişikliğe sebep olacak.)
It was certainly tiring, but it worthed. (Kesinlikle yorucuydu, ama değdi.)
He clearly knew he was going to set fire to the flat. (Yangın çıkaracağını açıkça biliyordu.)
Belki orada seni görürüm. (Perhaps I will see you there.)
Unfortunately I disagree with you. (Ne yazık ki sizinle aynı fikirde değilim.)
I mentioned him about you of course. (Şüphesiz ona senden bahsettim.)
Maybe you can help me. (Belki bana yarım edebilirsin.)
Surprisingly, the participants came there on time. (Şaşırtıcı bir şekilde katılımcılar zamanında geldiler.)
Obviously they will never see her again. (Belli ki bir daha asla onu görmeyecekler.)
We probably have to wait hours. (Biz belki de saatlerce beklemeliyiz.)
That surely can't be a good idea. (O kesinlikle iyi bir fikir olmaz.)
Certainly more money must be given to education. (Kesinlikle eğitime daha fazla para verilmeli.)
