| İngilizce | Türkçe Anlam |
| ask around | birisini birşeye (bir yere) davet etmek, etrafa sormak |
| ask someone out | çıkma teklif etmek |
| back sb up | birine arka çıkmak |
| back sth up | yedeklemek, birşeyin doğru olduğunu kanıtlamak |
| back off | uzak durmak, geri çekilmek |
| blow sth/sb up | havaya uçurmak |
| blow sth out | bir ateşi söndürmek, üfleyerek söndürmek, lastiğin patlaması |
| break sth down | parçalamak |
| break down | arıza yapmak, bozulmak |
| break away | kaçıp kurtulmak |
| break sth off | bir ilişkiyi bitirmek, bir şey yapmayı bırakmak |
| break into sth | bir yere zorla girmek, bilgisayara (bilgi çalmak için vs.) girmek |
| break out | ortaya çıkmak, patlak vermek |
| break through sth | yarıp geçmek |
| break up | ilişkiyi bitirmek |
| bring sth back | geri getirmek |
| bring sth up | gündeme getirmek, söz konusu etmek |
| bring sb up | büyütmek, yetiştirmek |
| call for sth | gereksinim duymak |
| call on sb | birini çağırmak |
| call sb back | birini geri aramak |
| call sb up | telefon etmek |
| call sth off | iptal etmek |
| calm down | sakinleşmek |
| care for sb/sth | önemsemek,(çocuğa, yaşlıya..) bakmak |
| catch up on/with sth | arayı kapatmak, yakalamak |
| check in | havaalanında biniş için kayıt olmak ya da otele oda için kayıt yaptırmak |
| check sth out | kontrol etmek |
| cheer sb up | neşelendirmek |
| clean sth/sb up | tertemiz yapmak |
| come in | içeri girmek |
| come out | dışarı çıkmak, yayınlanmak, doğmak (güneş...) lekenin çıkması |
| come out of sth | sonuçlanmak, sonuç olarak ortaya çıkmak |
| come up with sth | bir fikir, çözüm, cevap bulmak |
| count on sb | birine güvenmek |
| cut down sth | azaltmak |
| do without sth/sb | -sız yapabilmek, idare etmek |
| dress up | bir davet için giyinmek, kuşanmak |
| drop in/by | uğramak |
---------------
| drop out | bırakmak, vazgeçmek |
| fall behind | programın (bir şeyin ya da birisinin) gerisinde kalmak |
| fall apart | paramparça olmak |
| figure out | çözmek, anlamak |
| fill sth in | form, anket vs. doldurmak |
| fill in for sb | birinin yerini doldurmak, o yokken işlere bakmak |
| fill sth out | dolmak, doldurmak |
| find sth out | araştırıp ortaya çıkarmak, öğrenmek |
| get along | anlaşmak, iyi geçinmek |
| get away | kaçmak, uzaklaşmak |
| get away with sth | paçayı sıyırmak |
| get on with | iyi anlaşmak |
| get out | araçtan inmek, dışarı çıkmak |
| get on sth | (otobüse, arabaya, taksiye vs.) binmek |
| get through sth | başarmak, üstesinden gelmek |
| get together | toplamak, biraraya gelmek |
| get up | kalkmak |
| give sth back | geri vermek |
| give out | tükenmek, pes etmek |
| give up | bırakmak, vazgeçmek |
| go after sb | peşinden gitmek |
| go away | ayrılmak, uzaklaşmak |
| go ahead | yapmaya başlamak, ilerletmek |
| go back | geri dönmek |
| go on | sürmek, devam etmek |
| go out | dışarı çıkmak |
| go over sth | tekrar üzerinden geçmek |
| hang around | aylak aylak dolaşmak, oyalanmak |
| grow up | büyümek, olgunlaşmak |
| hang on | kısa süre beklemek, tutunmak |
| hang up | çamaşır asmak |
| hold on | beklemek |
| hold onto | bırakmamak |
| hold sth back | durdurmak, dizginlemek |
| keep away | uzak durmak, yaklaşmamak |
| keep on doing sth | birşeyi yapmayı sürdürmek |
| keep out | uzak tutmak, girmesine engel olmak |
| keep up with | ayak uydurmak, yetişmek |
| let sb in | girmesine izin vermek |
| let sb down | hüsrana uğratmak |
------------------
| look back | geçmişi hatırlamak, anımsamak |
| look after sb/sth | bakmak, ilgilenmek |
| look down on sb | hor görmek |
| look for sb/sth | birisine bakmak, birisini (ya da bir şeyi) aramak |
| look forward to sth | birşeyi iple çekmek |
| look into sth | incelemek |
| look out | dikkat et |
| make it up to sb | (hatayı vs.) telafi etmek |
| make sth into sth | dönüştürmek, çevirmek |
| make sth up / make up sth | uydurmak |
| mix sth/sb up | karıştırmak |
| pass away | ölmek, vefat etmek |
| pass out | bayılmak, kendinden geçmek |
| pay sb/sth back | geri ödemek |
| pick sb/sth out | seçmek |
| put sth off | ertelemek |
| put up with sb/sth | dayanmak, katlanmak |
| run after sb/sth | peşinden koşmak, takip etmek |
| run away | kaçmak |
| run into sb | rastgelmek |
| run out | bitirmek, tüketmek |
| run across sb | karşılaşmak, rastlamak |
| send sth back | geri göndermek, iade etmek |
| show up | varmak, gelmek, ortaya çıkmak |
| set sth up / set up sth | kurmak, oluşturmak, yapmak |
| show off | hava atmak, gösteriş yapmak |
| switch sth off / switch off sth | (ışık ya da elektirkli bir aleti) kapamak, söndürmek |
| switch sth on / switch on sth | (ışık ya da elektirkli bir aleti) açmak |
| take after sb | benzemek, çekmek |
| take sth away | alıp götürmek |
| take off | havalanmak |
| think sth over | iyice düşünmek |
| throw up | kusmak |
| throw away | atmak, boşa harcamak |
| try sth on | prova etmek, denemek |
| turn sth down | kısmak, azaltmak / reddetmek, geri çevirmek |
| turn sth off | (elektirikli bir şeyi) kapatmak, söndürmek |
| turn sth on | (elektirikli bir şeyi) açmak, çalıştırmak |
| wake up | uyanmak |
| warm up | ısınmak |
