| İngilizce | Türkçe | İngilizce Cümle | Türkçe Anlam |
| aboard | uçak, gemi, otobüs veya trene doğru, trende olma | Welcome aboard. You are kindly asked to wear your seatbelts please. | Uçağa hoşgeldiniz. Lütfen kemerlerinizi bağlayınız. |
| about | hakkında | They are talking about the new manager. | Yeni müdür hakkında konuşuyorlar. |
| above | yukarıya, yukarıda | There is a picture of my family above the dinner table. | Yemek masasının yukarısında ailemin resmi var. |
| across | karşıdan karşıya, karşı tarafta | An old woman was living across the road. | Yolun karşı tarafında yaşlı bir bayan oturuyordu. |
| after | sonra | We can talk after work. | İşten sonra konuşabiliriz. |
| against | karşısında | I'm against the idea that the jobs that a woman can do are limited. | Bir kadının yapabileceği mesleklerin kısıtlı olduğu fikrine karşıyım. |
| ahead | önde | My brother always walks ahead of me. | Abim her zaman önümde yürür. |
| along | boyunca, yan yana | We saw beautiful boats along the river. | Nehir boyunca güzel kayıklar gördük. |
| alongside | biriyle birlikte | Be careful these pills can be dangerous when taken alongside another. | Dikkatli ol, bu haplar başkasıyla birlikte alındığında zararlı olabilir. |
| amid/amidst | ortasında | Banks and shops closed yesterday amid growing fears of violence. | Büyüyen şiddet korkuları arasında bankalar ve dükkanlar dün kapalıydı. |
| among/amongst | ikiden fazla şey arasında | Stop fighting among yourself. | Aranızda kavga etmeyi bırakın. |
| apart | ayrı, ayrılmış | After all those years, my parents decided to live apart. | Onca seneden sonra annem babam ayrı yaşamaya karar verdi. |
| around | çevresinde, çevresine | Some of them sat around the table, other just waited. | Bazıları masanın çevresine oturdular, diğerleri sadece bekledi. |
| as | olarak | He works as an assistant in an office. | Ofiste asistan olarak çalışıyor. |
| at | de, da / ... de, ... da, zamanında / ... e, ... a doğru | Your friend is at the bathroom now. | Arkadaşın şu anda banyoda. |
| because of | ...den dolayı, yüzünden, ...den ötürü, sebebiyle | Because of him, we left the party. | Onun yüzünden partiyi terkettik. |
| before | birşeyden önce | She finished writing before me. | Yazmayı benden önce bitirdi. |
| behind | arkasında | Behind the car stands a strange man. | Arabanın arkasında tuhaf bir adam duruyor. |
| below | aşağıda, altında | You can see the address below. | Adresi aşağıda görebilirsiniz. |
| beneath | aşağıda | This paper is very important but it was beneath all others. | Bu belge çok önemli ama diğer bütün kağıtların altındaydı. |
| beside | yanında | He waited beside his lover who was burning with fever. | Ateşten yanan sevgilisinin yanında bekledi. |
| besides | bundan başka, bununla birlikte | Besides tennis, I like swimming. | Tenisin yanında yüzmeyi de seviyorum. |
| between | arasında | There is a big garden between two houses. | İki ev arasında büyük bir bahçe var. |
| beyond | ötede, den sonra | It's a very splendid place beyond anyone's imagination who hasn't seen it yet. | Orayı görmeyen herhangi birinin hayal gücünden öte harika bir yer. |
| by | tarafından, vasıtasıyla, yanında, ... e kadar, ... a / a göre | Her wedding place was by the sea. | Düğün yeri deniz tarafındaydı. |
| close to | yakın | I am living in a house close to my family. | Aileme yakın bir evde oturuyorum. |
| despite | ... e / a rağmen | Despite all the other people's despair he never gave up. | Diğer bütün insanların umutsuzluğuna rağmen hiç vazgeçmedi. |
| down | altta, aşağı doğru | After dinner we walked down the street. | Yemekten sonra caddenin aşağısına doğru yürüdük. |
| during | boyunca, süresince | During the exam you can't talk to each other. | Sınav süresince birbirinizle konuşamazsınız. |