| admitkabul etmek | He admitted cheating on the test. | Sınavda kopya çektiğini kabul etti. |
| anticipateummak | I anticipated arriving late. | Geç gelmeyi umuyordum. |
| appreciatetakdir etmek | I appreciated her helping me. | Bana yardım etmesini takdir ediyorum. |
| avoidkaçınmak | He avoided talking to her. | Onunla konuşmaktan kaçındım. |
| can't help | He can't help talking so loudly. | O kadar yüksek sesle konuşmamak elinde değil. |
| can't see | I can't see paying so much money for a car. | Bir araba için bu kadar çok para ödemeyi anlayamıyorum. |
| completetamamlamak | He completed renovating the house. | Evi yenilemeyi bitirdi. |
| considerhesaba katmak | She considered moving to New York. | New York 'a taşınmayı düşündü |
| defendsavunmak | The lawyer defended her making such statements. | Avukat onu savunmak için öyle ifadeler kullandı ki. |
| delaygecikmek | He delayed doing his taxes. | Vergilerini ödemeyi erteledi. |
| denyinkar etmek | He denied committing the crime | Suçu işilediğini inkar etti. |
| despisehor görmek | She despises waking up early. | Erken kalkmaktan nefret eder. |
| discuss | We discussed working at the company | Şirkette çalışmayı tartıştık. |
| dislikehoşlanmamak | She dislikes working after 5 PM. | 5'ten sonra çalışmayı sevmiyor. |
| don't mind | I don't mind helping you. | Sana yardım etmeyi önemsemiyorum. |
| enjoy | We enjoy hiking. | Uzun yürüyüşler yapmaktan hoşlanıyoruz. |
| imaginehayal etmek | He imagines working there one day. | Bir gün orada çalışmanın haylini kuruyor. |
| involvekarıştırmak | The job involves traveling to Japan once a month. | İş ayda bir Japonya'ya gitmeyi gerektiriyor. |
| keeptutmak | She kept interrupting me. | Sürekli sözümü kesip durdu. |
| mentionbahsetmek | He mentioned going to that college. | O okula gideceğinden bahsediyordu. |
| mindaldırış etmek | Do you mind waiting here for a few minutes? | Bir kaç bakika burda beklemenin sakıncası var mı? |
| miss | She misses living near the beach. | Sahil kenarında yaşamayı özlüyor. |
| postponeertelemek | He postponed returning to Paris. | Paris'e dönüşünü erteledi. |
| practice | She practiced singing the song. | Şarkıyı çalıştı. |
| recallanımsamak | Tom recalled using his credit card at the store. | Tom kredi kartını mağazada kullandığını anımsadı. |
| recollecthatırlamak | She recollected living in Kenya. | Kenya'da yaşadığını hatırlıyor. |
| recommendtavsiye etmek | Tony recommended taking the train. | Tony trene binmeyi önerdi. |
| reportbildirmek | He reported her stealing the money. | O kızın parayı çaldığını bildirdi. |
| resentgücenmek | Nick resented Debbie's being there. | Nick Debbie'nin burada olmasına içerledi. |
| resistdirenmek | He resisted asking for help. | Yardım istemeye direndi. |
| risk | He risked being caught. | Yakalanma riskine girdi. |
| suggestöne sürmek | They suggested staying at the hotel. | Otelde kalmayı önerdiler. |
| toleratehoş görmek | I tolerated her talking. | Onun konuşmasını hoşgördüm. |
| understandanlamak | I understand his quitting. | İşten çıkmasını anlıyorum. |
