| I know I never loved this way before | Daha önce hiç böylesine sevmediğimi biliyorum |
| And no one else has loved me more | Ve başka hiç kimsenin beni daha fazla sevmediğini |
| With you, I've laughed and cried | Seninle güldüm ve ağladım |
| I have lived and died | Yaşadım ve öldüm |
| What I wouldn't do just to be with you | Seninle olmak için neler vermezdim |
| |
| I know I must forget you to go on | Biliyorum, devam etmek için seni unutmalıyım |
| I can't hold back my tears too long | Gözyaşlarımı daha fazla tutamam |
| Though life won't be the same | Hayat, aynı olmayacak; buna rağmen |
| I've got to take the blame | Suçu üstlenmeliyim |
| And find the strength I need to let you go | Ve gitmene izin vermek için ihtiyaç duyduğum o gücü bulmalıyım |
| |
| Just walk away, just say goodbye | Sadece çek git, sadece elveda de |
| Don't turn around now, you may see me cry | Arkanı dönme, ağladığımı görebilirsin |
| I mustn't fall apart or show my broken heart | Parçalanmamalı ya da kırılmış kalbimi göstermemeliyim |
| Or the love I feel for you | Veya senin için hissettiğim sevgiyi |
| |
| So walk away and close the door | Hadi çek git ve kapıyı kapat |
| And let my life be as it was before | Hayatımın daha önceki gibi olmasına izin ver |
| And I'll never, never know | Ve asla, asla anlayamayacağım |
| Just how I let you go | Gitmene nasıl izin verdiğimi |
| |
| But there's nothing left to say | Ama söylenecek hiçbir şey kalmadı |
| Just walk away | Sadece çek git |
| |
| There'll never be a moment I'll regret | Pişman olacağım bir an bile olmayacak |
| I've loved you since the day we met | Tanıştığımız günden beri seni sevdim |
| For all the love you gave | Verdiğin tüm o sevgi adına |
| And all the love we made | Ve yaşadığımız tüm o sevgi adına |
| I know I've got to find the strength to say | Biliyorum, söylemek için o gücü kendimde bulmalıyım |
| |
| Just walk away, just say goodbye | Sadece çek git, sadece elveda de |
| Don't turn around now, you may see me cry | Artık arkanı dönme, ağladığımı görebilirsin |
| I mustn't fall apart or show my broken heart | Parçalanmamalı ya da kırılmış kalbimi göstermemeliyim |
| Or the love I feel for you | Veya senin için hissettiğim sevgiyi |
| |
| So walk away and close the door | Hadi çek git ve kapıyı kapat |
| And let my life be as it was before | Hayatımın daha önceki gibi olmasına izin ver |
| And I'll never, never know | Ve asla, asla anlayamayacağım |
| Just how I let you go | Gitmene nasıl izin verdiğimi |
| |
| But there's nothing left to say | Ama söylenecek hiçbir şey kalmadı |
| Just walk away | Sadece çek git |