İngilizce'de de aynen Türkçe'de olduğu gibi birlikte kullanılan kelimeler vardır. Eskiden beri dilimize oturmuş bazı kullanılışlar vardır. Bu kelimeler yanlış kullanıldığında anlamsız olur ya da komik ifadeler karşımıza çıkar.

Örn: "paçayı sıyırmak" yerine "paçayı açmak" kullanılmaz.

İngilizce'de bu kelimeler dille haşır neşir oldukça yavaş yavaş yerleşir. Pratik olması açısından "keep" kelimesiyle birlikte kullanılan belli başlı kelimeler:

  • keep a diary (günlük tutmak)

  • keep a promise (sözünü tutmak)

  • keep a secret (sır tutmak)

  • keep an appointment (randevuya (zamanında) gelmek)

  • keep calm (sakin kalmak)

  • keep control (kontrolü elinde tutmak)

  • keep in touch (görüşmek, iletişim halinde olmak)

  • keep quiet (sessiz kalmak)

  • keep someone's place (birinin yerini tutmak)

  • keep the change (Üstü kalsın.)

Örnekler - Examples

  • Let's keep in touch, this is my number. (İletişim halinde olalım, bu benim numaram.)

  • After the accident he managed to keep calm, and called the police. (Kazadan sonra sakin kalmayı başardı ve polisi aradı.)

  • Don't plan your day according to him; he never keeps the appointments. (Gününü ona göre planlama, asla randevulara zamanında gelmez.)

  • She has been keeping diary for years. (Yıllardır günlük tutuyor.)

  • Keep quiet or the baby will wake up. (Sessiz kal yoksa bebek uyanır.)

  • Can you keep a secret? (Sır tutabilir misin?)

  • Until the manager comes back, Ali will keep his place. (Müdür dönene kadar, yerini Ali tutacak.)

  • The government keeps control of the media. (Hükümet basını kontrol altında tutuyor.)

  • I'm sure he will keep his promise, I trust him. (Sözünü tutacağına eminim, ona güveniyorum.)

  • Thanks, keep the change. (Teşekkürler, üstü kalsın.)