garip, tuhaf: strange, weird, odd, funny, freak, peculiar, fantastic, whimsical, fishy, bizarre
strange: Daha önce bilinmeyen, görülmemiş, hissedilmemiş; tanıdık olmayan
Never accept gifts from strange people. (Tanımadığım insanlardan asla hediye kabul etme.)
weird: Doğal olmayan, alışılmadık,acayip
He has a weird hairstyle. (Acayip bir saç stili var.)
odd: Alışılmadık, özgün, tuhaf
They always buy odd clothes. (Her zaman tuhaf kıyafetler alıyorlar.)
funny: Açıklaması ya da anlaması zor, komik-tuhaf
The refrigerator is making a funny noise. (Buzdolabı tuhaf bir ses çıkarıyor.)
freak: Çok olağandışı (olay ya da hareket), acayip
The region has been having freak weather lately. (Bölgede son zamanlarda acayip bir hava var.)
peculiar: Tuhaf, hoş olmayan şekilde tuhaf, garip, özgü
You can distinguish that peculiar taste. (O tuhaf tadı ayırt edebilirsin.)
fantastic: Çok garip, hayal ürünü, doğaüstü
The painter drew fantastic shapes here. (Ressam burada hayal ürünü şekiller çizmiş.)
whimsical: Tuhaf ve şakacı
She likes people with whimsical sense of humour. (Tuhaf bir mizah duygusu olan insanlardan hoşlanıyor.)
fishy: (Argo) garip
This is a fishy business; I don't like it at all! (Bu garip bir iş; bu işten hiç hoşlanmadım.)
bizarre: Görünürde ilginç, garip
That case looks bizarre to me. (O durum bana tuhaf görünüyor.)
