a shoulder to cry on

ağlayacak bir omuz

see eye to eye

her bakımdan anlaşmak, aynı fikirde olmak

clear the air

gerginliği gidermek, havayı yumuşatmak

though thick and thin

iyi ve kötü zamanda

fair-weather friend

iyi gün arkadaşı

get on like a house on fire

çok iyi geçinmek, birbirini çok sevmek, aralarından su sızmamak

pull your weight

üzerine düşeni yapmak, gruptaki diğerleri kadar çok çalışmak