Bu bölümde iyecekleri veya yemek ile ilgili kelimeleri içeren deyimleri çalışacağız.
1. hot potato: uğraşılması zor olan tartışma veya soru, çetin işa question or argument that is controversial and difficult to settle.
Kökeni: Aslında bir çocuk oyunu olanhot potato, çocukların daire şeklinde oturup bir nesneyi birbirlerine verdikleri bir oyundur. Bu nesne sıcak patatesi temsil eder ve bu nedenle eline geçen hemen elinden çıkarmalıdır. Oyunun süresi bittiğinde elinde kalan çocuk patates yüzünden yanar. İştehot potato deyimi bu oyundan esinlenerek kullanılmaya başlamıştır.
The university exam is a hot potato. (Üniversite sınavı uğraşılması zor bir tartışma.)
2. spill the beans: ağzındaki baklayı çıkarmak, bülbül gibi konuşmak,sırrı ifşa etmektell a secret to someone who is not supposed to know about it, divulge a secret.
Kökeni: Yunanistan'da oylama yapıldığında beyaz fasülyeler olumlu oyları, siyaz fasülyeler olumsuz oyları ifade ederdi. Oylar birlikle verilmeliydi, eğer toplayıcı oylama tamalanmadan fasülye düşürürse ve bu gözükürse oylama dururdu.
Please don't spill the beans about my plans to quit working. (Lütfen işi bırakma ile ilgili planlarımı ifşa etme.)
3. the apple of someone's eye: göz bebeğisomething, or more usually someone, cherished above others.
Kökeni: Bu oldukça eski bir deyim olmakla birlikte MS.885' te Kral Aelfred' in eserinde görülmektedir.
She is the apple of her father's eye. (O babasının göz bebeği.)
4. drink like a fish: aşırı içki içmekdrink heavily, especially of alcoholic drink.
Kökeni: 1640' ta Fletcher ve Shirley' in "The night-walker, or the little thief' adlı eserinde kullanılmış.
Give me the bottle, I can drink like a Fish now. (Şişeyi ver şimdi çok içebilirim.)
